Haber Detayı
17 Ekim 2015 - Cumartesi 13:00 Bu haber 20585 kez okundu
 
“Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar” Konferansı
11 Ekim Dünya Kız Çocukları günü nedeniyle “Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar” konferansı Yard. Doç. Dr. Ayşenur Büyükgöze Kavas’ın katılımıyla düzenlendi.
Gündem Haberi
“Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar” Konferansı

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 2012’de Türkiye, Kanada ve Peru’nun ortak girişimleriyle kız çocuklarına karşı ayrımcılığın önlenmesi ve insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmasını sağlamak amacıyla 11 Ekim’i ‘Dünya Kız Çocukları Günü’ ilan edilmiştir.

 

19 Mayıs Sevgi Evleri Konferans Salonunda gerçekleşen konferansa, 19 Mayıs Kaymakamı Abdullah Şen, 19 Mayıs Belediye Başkanı Osman Topaloğlu, İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Yöntem, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Tekin Balcı, OMÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi Yard. Doç. Dr. Ayşenur Büyükgöze Kavas, Sevgi Evleri Müdürü Fatih Karateke, Milli Eğitim Müdürü Köksal Kır, Daire Amirleri, Okul Müdürleri, Sevgi Evleri Öğretmen ve Öğrencileri katıldı.

 

Açılış Konuşmasını Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Tekin Balcı yaptı. Balcı, “Aile yapısının ve değerlerinin korunması, güçlendirilmesi ve ailenin sosyal refahının artırılması bizim en öncelikli hedefimizdir” dedi.

 

Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü olarak evde bakım ücreti, sosyal ekonomik destek, kurum bakımı, koruyucu aile, evlat edindirme hizmetlerimiz de mevcut diyen Tekin Balcı, “Şu an ilimizde ikamet eden engellimize ve bakıcısına evde bakım ücreti veriyoruz. Diğer yandan 1450 çocuğumuzu kurum bakımına almak yerine aile yanında ekonomik olarak destekliyoruz. 131 Çocuğumuz koruyucu aile yanında büyümesi sağlanmaktadır. Biz bu sayıyı artırmaya çalışıyoruz. Bunun dışında yine yatılı hizmetlerimiz mevcut. Şehrimizde engellilerimize, yaşlılarımıza ve çocuklarımıza hizmet vermekteyiz” diye konuştu.

 

HER FERDİN OKUMASI GEREKEN BİR YAZI

 

OMÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi Yard. Doç. Dr. Ayşenur Büyükgöze Kavas’ın yaptığı sunumda;

 

Her toplum çocuklarının güvende ve sağlıklı yetişebilmesi için uygun aile, çevre ve toplum koşullarının sağlanmasını öngörür. Ancak her toplumda bu koşulların yeterli düzeyde sağlanamadığı dezavantajlı ve risk altındaki çocuklar vardır. Risk altındaki çocuklarla çalışanların özellikle gelişim çağı özelliklerini iyi bilmeleri ve iletişim konusunda donanımlı olmaları gerekmektedir. Çünkü etkili iletişim bu çocuklara ulaşmanın ilk adımıdır.

 

ERGENLİK

Fırtına dönemi

Sosyal,

Psikolojik,

Fiziksel değişimlerin bir arada yaşandığı,

Çocuklukla erişkinlik arasında yer alan,

Hızlı bir büyüme, gelişme ve olgunlaşmanın olduğu,

Gelecekteki yaşantıyı ve kişiliği de belirleyen dönem

 

Soyut İşlemsel Dönem (11 yaş sonrası)

Soyut problemleri mantıksal yollarla çözebilir. İzafi/göreli ve karşılaştırmalı düşünür.

Düşüncede tümdengelim kullanabilir ve mantıksal ayırımlar yapabilir.

Bu dönemde bireyler ideolojik sorunlarla ilgilenir ve kendi ahlaki anlayışlarını geliştirme uğraşı içine girerler.

Bilimsel yöntem problem çözme aşamalarında olduğu gibi sistematik düşünebilir.

Toplumsal olaylara ilgisi artar, kim olduğunu sorgular.

Soyut düşünmenin önemli gerekliliklerinden biri varsayımsal düşünmedir.

Ergenlik çağında çocukların varsayımsal düşünebilmesi kimlik gelişimi açısından da önemlidir.

Çünkü gençler başka insanların kendilerini nasıl gördüklerini zihinlerinde test edebilir ve kendilerinin değişik özelliklerini tek tek ele alıp bu özelliklerde değişimlerin kendilerinin bütünlerine nasıl yansıyacağını zihinlerinde canlandırabilirler.

Yaygın olarak ergen ben-merkezciliği olarak nitelendirilen özellik de nitekim soyut düşünmenin bir ürünüdür.

Bu kavram ergenlerin sanki sahnedelermiş de etraftaki herkes kendilerini izliyor olarak algılamalarını tasvir etmek kullanılır.

 

Ergen gelişiminin ayırıcı özellikleri

• Kendi hakkında düşünmedeki artış,

• Kimlik arayışı (ben kimim?, ne yapmak istiyorum?)

• Duygusal değişimler (Bir gün önce çok mutlu ve enerjik olan ergen ertesi gün kabuğuna çekilmiş ve bitkin olabilir. )

• Bu dönemde ergen duygularını çok dolu ve coşkulu yaşar. Gerek ses tonu ve vurgulamaları ve gerekse mimikleri önceki döneme göre duygularını daha fazla ifade ediyor niteliktedir.

• Diğer dönemlere göre daha yoğun hayal kurar ve gerçekten zaman zaman uzaklaşır.

• Ergen zaman zaman yalnız kalma isteği içinde olabilir.

• Yeni şeyler deneme merakı artmıştır.

 

Gençler küçüklere nazaran daha az miktarda arkadaş edinmeyi seçerler ve bu arkadaşlıkları daha yoğun ve daha samimidir.

 

Bu dönemde ergenin fark edilme ve takdir edilme ihtiyacı vardır (olumlu pekiştireç). Bu ihtiyacını büyüdüğü ortamda gideremeyen ergen, farklı arkadaş gruplarında bu ihtiyacını giderebilir.

 

Yetişkinler, ergenin kimlik gelişiminde önemli figürlerdir (Cooper, 2011). Örneğin bir çalışmada, akranlarla sürekli çatışma yaşayan ergenlerin yetişkinler ile arasında zayıf iletişimin, daha olumsuz bir kimlik gelişimiyle ilişkili olduğu bulunmuştur (Reis ve Youniss, 2004).

 

Nasıl bir iletişim?

Kişilerarası iletişimin iki temel boyutu vardır.

• Dinleme

• Tepki verme

• Dinlemek ile duymak aynı şey değildir.

 

Duymak fizyolojik bir süreçtir ve pasif bir eylemdir. Dinlemek ise aktif çaba gerektiren bir eylemdir.

 

• Duymanın ötesinde aktif bir eylemdir.

• Karşımızdaki kişiyi anlamamızı sağlar.

• Olumlu ilişkiler kurmamızı sağlar.

• İletişimi güçlendirir.

      

DİNLEMEDE SÖZSÜZ DAVRANIŞLAR

• Etkili bir dinleyici, iletişim kurduğu kişinin yalnız söylediklerine değil, onun yüzü, eli, kolu ve bedeniyle yaptıklarına da dikkat eder.

• Sözsüz davranışların etkili kullanımı, karşımızdaki kişiye “seninle ve seninle ilgili konularla ilgileniyorum, sana saygı duyuyorum ve dikkatimi sana vereceğim” mesajlarını iletir. 

 

Etkili Sözsüz davranışlar

1. Etkili göz teması

2. Karşıdaki kişiye dönük olmak

3. Rahat ve açık bir beden pozisyonu

4. Sessizliğe izin vermek

5. Bedensel yakınlık oluşturmak

6. Jest ve mimikleri etkili kullanmak

7. Fiziksel olarak eşit düzeyde durmak

8. Sesi etkili kullanmak

 

Etkisiz sözsüz davranışlar

1. Doğrudan yada boş boş bakmak

2. Gözleri kaçırmak

3. Sorgulama ve kuşkucu bakış

4. Arkaya yada yan dönerek dinlemek

5. Kolları kavuşturmak

6. Jest ve mimikleri çok sık veya seyrek kullanmak

7. Hareket halinde olmak

8. Herhangi bir nesneyle oynamak.

 

İLETİŞİM ENGELLERİ

Öğüt vermek, çözüm getirmek, yönlendirmek

Yargılamak, eleştirmek, ad takmak

Soru sormak, araştırmak, incelemek

Teşhis, tanı koymak, tahlil etmek

Teskin, teselli etmek, konuyu değiştirmek

Kendine odaklanmak

Şaka yapmak, alay etmek

 

Empati

Empatinin anahtar özelliği, belli bir zamanda kişinin yaşadığı deneyimi ya da öznel gerçeği bir başka kişinin anlamasıdır.

Empati diğerinin duygularını, duygularının anlamını ve yoğunluğunu keşfetme yeteneğidir.

Empati kurulurken, ifade edilen duygunun şiddetine dikkat etmek ve uygun tepki vermek gerekir.

Empati kurarken mesajı verenin sözel tepkilerinden ziyade, ses tonuna, konuşma temposuna, jest ve mimiklerine, duruşuna dikkat etmek gerekir.

 

Soru Sorma

Soru sorma sorunu daha iyi anlama, sorunu irdeleme için gereklidir.

Kişinin kişisel merak duygusundan ziyade sorunu daha iyi kavramaya yönelik soruların sorulması gerekmektedir.

 Şu tür sorular soruna eğilmeyi, sorunu daha iyi anlamayı ve irdelemeyi sağlayabilir.

 

Destekleme

İnsanların yaşadıkları sıkıntılı durumu bir başkasına anlatmasının en önemli nedeni, kendisinin anlaşıldığına yönelik geribildirim almak istemesidir.

Bu nedenle karşımızdaki kişi yaşadığı bir olayı anlattığında onu yargılarsak ya da tepkisiz kalırsak bu destek olmadığımız ya da anlamadığımız anlamına gelir.

Destek, karşımızdaki kişinin anlattıklarını anladığımıza yönelik geribildirimde bulunulduğunda gerçekleşir. Diğer bir deyişle, karşımızdaki kişinin sözlerini aynen tekrarlamadan, onu anladığımızı ve onu desteklediğimizi belirtmektir.

 

Örnek:

A: “Önceden her şeyi içime atardım çok paylaşmazdım. İçine kapanık birisiyimdir. Şimdi daha rahatım. Kafayı takmamış oluyorum. Bu da beni rahatlatıyor.”

B: Eskiden her şeyi içine atıyordun, ancak son zamanda her şeyi eskisi kadar içine atmıyorsun bu durum da seni oldukça rahatlattı.

 

Sen dili- Ben dili

Sen dili ile “Yeter artık sus, ne kadar yaramazsın” demek yerine

Ben dili ile “Ben sana bir şeyler anlatırken konuştuğunda dikkatim dağılıyor ve sinirleniyorum” demek, her iki tarafın da olumsuz duygular yaşamasını önler.

Kaynak: (19 Mayıs Gazetesi) - 19 Mayıs Gazetesi Editör: Editör
Etiketler: 11, Ekim, Dünya, Kız, Çocukları, günü, nedeniyle, “Güçlü, Kızlar, Güçlü, Yarınla
Yorumlar
Haber Yazılımı